Kodda Anlam Arayan

Dilek Öztürk

İnsanın Kodlarında Anlam Arama Yolculuğu

Yıllar süren savrulmalar, durma korkusu ve gerçek anlam arayışı… Sadeleşme ve teslimiyet üzerine içsel bir yolculuk hikâyesi.

Yıllardır hem fiziki hem de manevi olarak oradan oraya savrulurken ne çok yolculuklar yaptım. Hayat akıp giderken hiç durmadım; belki de durmaktan korktum. Tam duracağımı hissettiğimde kendime onlarca seçenek sundum. Üstelik bu seçenekler hiç de kolay yollar değildi. Hepsi zorluydu ama bana iyi hissettirirdi. Çünkü gerçekleştirdiğimde “Aferin, başardın” hissi geleceğini düşünürdüm.

Bir yere kadar öyle de oldu. Fakat bir süre sonra her şey çok anlamsız gelmeye başladı. Amaçsız, savruk… Kendimi “her şey” olurken buldum. Bu da beni şu soruya getirdi:

İnsan her şey olmalı mı?

Bir önceki yazım olan İnsan Varoluş Analizi Raporu’nda tam olarak bunu sorguladım.

Olmak…

Anne olmak… Eş olmak… Evlat olmak… Kardeş olmak… Arkadaş olmak…

Hayat bizden ne çok şey olmamızı bekliyor. Etrafımızdaki sesler sürekli bir şeyler fısıldıyor:

“Bunu al…”
“Bunu yap…”
“Almazsan bitersin…”
“Yapmazsan içinde kalır…”

Fırtınada savrulan gemiler gibiyiz. Zaman algımız bile şaşmış durumda; doğrusal zamana yetişemiyoruz. Yaşamın gerçekleri içinde kendi gerçekliğimizi unutmuş durumdayız.

Düşünme… Düşünürsen boğulursun.

Sosyal medyada sunulan hap bilgiler, sağlık sektöründeki hap çözümler, besin olmaktan uzak gıdalar, çevrenin dayattığı “şöyle yapılmalı”lar… Hepsinin altında tek bir arayış var:

Kendini duyma, Kendini bilme, İçindeki kodun ne söylediğini anlama!

Ve bir gün kendimi şunu derken buldum:

“Durun ya… Ben kendimi duymak istiyorum.”

Kendini Duymak Cesaret İster

Ama duymak o kadar kolay değil. Bunun için ciddi bir çaba gerekiyor. Konfor alanını bozmak, belirsizliğe adım atacak bir cesaret göstermek gerekiyor.

Ben de o cesaretle, hayatı garanti altına almadığım bir yaşama adım attım. Yol uzun, belirsizlik çok; neler yaşanır bilmiyorum. Ama bildiğim tek bir şey var:

Benim ruhum gezgin.

Benimle hem manevi hem de fiziki olarak gezmek isteyenleri; gezerken arayan, bazen bulan, bazen de yalnızca taş toplayanları Kodda Anlam Arama yolculuğuna davet ediyorum.

Yolculuklar tek başına sıkıcı oluyor. Ama birçok gezginle birlikte olmak beni çok mutlu eder.

“Şimdi ne alaka kodda anlam aramakla?” demeyin. Elinizi kalbinize koyun ve sorun:

“Benim kodum bana ne söylüyor?”

Sadeleşmek

“İnsan her şey olmamalı” dedik. Peki ne olmalı?

Bu soru gerçekten zor. Ben hâlâ tam bir cevap bulabilmiş değilim. Ama bir başlangıç olarak şunu söyleyebilirim:

İnsan, iç sesiyle iletişimde kalabilmeli.

İç sesi duymanın yolu ise sadeleşmekten geçiyor.

Son zamanlarda herkes sadeleşmeden bahsediyor. Minimal yaşam manifestleri yazılıyor. Sosyal medya ve yapay zekâ ise gerçeklik algımızı elimizden alarak bunu pazarlamaya çalışıyor.

Bu çok derin bir konu; burada bitmez. Ama temelimizi unutmazsak sadeleşmenin mümkün olduğuna inanıyorum.

Benim için hayatın özü çok basit:

  • Yemek
  • Barınmak
  • Sosyal çevre

Gerçekten fazlasına gerek var mı?

Sadeleştikçe Ne Olur?

Sadeleştikçe iç sesiniz bağırmaya başlar. Bazen kulaklarınız sağır olur, beyniniz savaş açar.

Bu noktada şuna inanıyorum:

İnsan tek başına yeterli değil.

Bu kadar yükle baş etmek, insanın tek başına yöneteceği bir şey değil. İnsanın; onu çok seven, güven veren, bazen kendinden bile koruyan tek ve bir olan bir güce ihtiyacı var.

O güç ki eşleriyle hayvanları ve bir miktar insanı bir gemiye bindirdi… O güç ki “Ol” dedi ve oldu…

İnsanın Gücü Yeter mi?

İnsan Rabbine teslim olursa gücü yeter.

Ama teslimiyet kolay değil.

Teslimiyet; etiketlerden, yargılardan, şartlardan, zihnimizde kodladığımız düşüncelerden özgürleşmektir. Bu da ancak farkındalıkla, bakış açısını değiştirerek ve bilinci yükselterek mümkün olur.

Yol Gösterenimiz Allah Olsun

Savrulduğum zamanlarda rotamı Rabbimin yoluna çeviririm. O’nun kelimeleri insana yeter.

Zaten O şöyle buyurur:

“Allah, hiçbir kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez.”
(Bakara, 286)

Ve şu sözlerle gönlümüzü genişletir:

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
Senin için bağrını açmadık mı?
Sırtını ezen yükünü senden almadık mı?
Şanını yüceltmedik mi?
Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır.
Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.
O hâlde boş kaldığında yine kalk, yorul.
Ve yalnızca Rabbine yönel.
(İnşirah Suresi)

Bu ayetlerden sonra tüm kaygımdan kurtulmaya niyet ettim. “Kurtuldum” diyemiyorum. Çünkü teslimiyet kolay değil.

Ama bu yolculukta her gün bir şey öğreniyoruz. Bilincimiz anbean yoğruluyor, yeniden şekilleniyor.

Bazen yabancı geliyor… Bazen sorguluyoruz…

Ama bu bilince aşina yoldaşlarla yürümek insanı iyi hissettiriyor.

Yolunu arayanlara selam olsun..💫

Bir Cevap Yazın

Kodda Anlam Arayan sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin